Fahir Semir Abacı Hatay'ı anlattı
İstanbul'daki, Hatay Dayanışma Derneği'nin Başkanı Fahir Semir Abacı, World Türk televizyonunda, Uzman Psikolog Alanur Özalp'in programına konuk oldu. Abacı, Atatürk'ün manevi kızı Ülkü Adatepe'nin konuşulduğu programda; Hatay Dayanışma Derneği'ni ve Hatay'ı anlattı.
Alanur Özalp: Hatay Dayanışma Derneği'nin başkanı turizmci Fahir Semir Abacı bizlerle birlikte. Fahir Bey'den ben hemen sormak istiyorum. Öncelikle kısaca kendinizi bize anlatır mısınız?
Fahir Semir Abacı: Hatay doğumluyum. 17 yaşımda İstanbul'a geldim. Üniversiteyi İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde tanımladım. Kısa dönem lise öğretmenliğinden sonra turizm dünyasıyla tanıştım. 35 yıllık bir turizm geçmişim var. Muhtelif büyük şirketlerde de yöneticiliğim oldu. Bu süreci korona döneminde noktaladık. Turizm işlerini korona döneminde bıraktıktan sonra STK'cılık benim de yan kolum ve turizmcilikten gelen insanlarla haşır neşir olma özelliğimizden dolayı orada beni tanıyan dostlarla Hatay Dayanışma Derneği çatısı altında yola çıktık.
DERNEĞİN TARİHİ
Alanur Özalp: Ne zaman bu dernek açıldı? Yeri neresi? Niye açıldı? Bunların hepsini sizden dinlemek istiyoruz.
Fahir Semir Abacı: Mustafa Kemal Atatürk bir Hatay şehidir.
Hatay davasına kendini adamış ve Hatay'ın elden gitmemesiyle ilgili olan çalışmalarla alakalı… 1930'lardan başlayan bir çalışma var. Bu çalışma da bizim Hatay'ın anavatana katılış sürecinde işte Tayfur Sökmen'in Antalya'dan milletvekili olması Birleşmiş Milletler'de Hatay'ın bağımsızlığı için konuşma yapmasını istemesi ve bununla ilgili numayişlerin başlatılması. Bu numayişlerle beraber 1939'a gelindiğinde, 23 Temmuz 1939'a geldiğinde Fransızların Hatay'ı terk etmesiyle Hatay Türkiye'ye ilhak oldu. Bu sürecin mimarı ve öncüsü Mustafa Kemal Atatürk'tü ve biz O’na minnettarız. Hataylılar olarak.
Burada okuyan üniversiteli abilerimizin o bağlamda o yolda önce bir Hatay öğrenci yurdu kuruyorlar. 65'ler 70'lerde Hatay Öğrenci Yurdu imkansızlıklar dolayısıyla iyi gitmeyince bu sefer dernekleşiyorlar. Dernek 1976 yılında kuruluyor. Kurulan bu derneğin kurucuları arasında şu anda hiç kimse aramızda yok. Ruhları şad olsun. Allah rahmet eylesin onlara. O kuruluş yılından sonra ben, 26, 27, 28. dönem başkanlığını yapıyorum derneğin. Derneğimizin faaliyet alanları içerisinde gastronomisi var. Antakya'nın gastronomisi. Türkiye'de tanıtmaya devam etmek, ona sahip çıkmak.
Aynı zamanda derneğimizin aktif alanları arasında, faaliyetleri arasında Hatay'da yetişmiş değerlere önem vermek ve onlarla alakalı günler ve kitap imza günleri… Bilim adamıysa depremle ilgili mesela jeofizik, jeoloji dalındaki profesörlerimiz var. Tıp dalında profesörlerimiz var. Edebiyat fakültesi profesörlerimiz var. Her kademeden arkadaşımız, üyemiz bunlar. Gelip, her ay bir program sunuyorlar. Kitaplarını tanıtıyorlar, okurlarıyla buluşuyorlar. Biz bunların, yanında olmaktan ve bu Hatay'ın değerlerine sahip çıkmaktan mutluyuz. Çünkü Hatay'ı Hatay yapan, demin de söylediğim gibi bizi bu ülkeye bağlayan Mustafa Kemal Atatürk'tür.
Alanur Özalp: Bu bağlamdan sonra biz Hatay mutfağı üzerine biraz konuşalım istiyorum.
HATAY MUTFAĞI
Fahir Semir Abacı: Hatay mutfağı Hititlerden Perslere, Perslerden Romalılara, Romalılardan Bizanslılara, Bizanslılardan Araplara ve Araplardan Osmanlılara ve Osmanlılardan Cumhuriyet’e kadar uzanan bir tarihi vardır. Bizim mutfağımızın zenginliğinin sebebi; bu medeniyetlerin çekip gittiklerinde mutfakları götüremediler. Evet. Mutfaklar kaldı orada.
TESCİLLİ HATAY LEZZETLERİ
Alanur Özalp: Ama bir de kombine bir mutfak oldu. Her birinin birleştirdiği bir parça oldu işin içinde.
Fahir Semir Abacı: Evet. Bu güzel geçmişi olan, bölgemizin mutfağını tarih adlandırmıştır. Yani tarihten okuruz biz oradaki lezzetleri, mezelerimizi, oruğumuzu, tepsi kebaplarımızı, kağıt kebaplarımızı, humusumuzu, kömbemizi, künefemizi… Bunların geçmişteki izleriyle yaşıyor ve yaşatmaya devam edeceğiz.
Bu mutfağımızın coğrafi işaret almış çok sayıda ürünü var. Nedir coğrafi işaretli ürünler?
Altınözü zeytinyağı,
Antakya carra peyniri,
Antakya kağıt kebabı,
Antakya küflü sürkü,
Antakya külçesi,
Antakya künefelik peyniri,
Antakya künefesi,
Antakya simidi,
Antakya sütü,
Altın özü zılk sarması,
Kömür çukuru pekmezi,
Benen tavası,
Dörtyol mandalinası,
Hatay bakla ezmesi,
Hatay beyaz bal kabağı,
Hatay biber salçası,
Hatay ceviz reçeli,
Hatay cevizli biberi (Muhammara)
Hatay halhalı zeytini,
Hatay humusu,
Hatay Kabak Tatısı,
Hatay kaytaz böreği,
Hatay Kömbesi,
Hatay Nar ekşisi,
Hatay oruğu,
Hatay peynirli irmik helvası,
Hatay tandır kahkesi,
Hatay taş kadayıfı,
Hatay tel kadayıfı,
Hatay tepsi oruğu,
Hatay tuzlu yoğurt çorbası,
Hatay yaprak sarması,
Hatay zahter salatası,
Hatay kekik salatası,
Hatay Şehna Yemeği,
Hatay şiş börek çorbası,
Kırıkhan havucu,
Samandağ biberi.
Bütün bunlar bizim coğrafi işaret alan yiyeceklerimiz.
Alanur Özalp: Yani korumamız gereken, kollamamız gereken, değiştirmememiz gereken ve bundan nesillerden bir başka nesillere kadar bunları aynı biçimde belki zenginleştirerek belki içine bazı farklılıklar da ilave ederek götürmemiz gereken lezzetler, tatlar, damak tatları. Bunlar çok önemli. Siz turizmci olduğunuz için bunların değerini, kıymetini ve bunları tüm dünyaya, sadece Türkiye çapında değil, tüm dünyaya tanıtmak istiyorsunuz.
DİNLER VE İNSANLAR
Hatay dediğimiz zaman herkesin aklına bir dostluk geliyor. Hatay'da her türlü dinden insan yaşıyor ama birbirleriyle hiç kavga etmiyorlar. Dostluk içindeler. Bir şekilde konuşuyorlar, bir araya geliyorlar. Kendi dini ayinlerini yapmaları gereken dini dualarını yapıyorlar ama hiçbiri birbirlerinin dini geleneklerine göreneklerine hiçbir şekilde tepki göstermiyor, saygı gösteriyor ve bu saygıya da gururla anlatıyor.
Biz oraya turla gittiğimizde bunu bize, uzun uzun her bir dinin temsilcileri ayrı ayrı anlattılar.
Fahir Semir Abacı: Bu bahsettiğiniz güzel, konuya da değinmeden geçmeyeceğim o zaman.
Bizim orada Alevi, Sünni, Ermeni, Yahudi, Rum kesimleri, Arap kesimleri yaşıyor. Bu coğrafyanın bayramlarında bayramlar beraber kutlanır.
Evet. Yani diyelim ki sabah namazına uyanan bir Müslüman camiye giderken bir Hristiyan fanusuyla dışarı çıkar aydınlatır. Çünkü sokaklar karanlık eskiden. Ya da onların bayramlarında Müslümanlar onların yollarını aydınlatır. Onlar da rahatlıkla gidecekleri yere giderler. Bayramlar ise beraber kutlanır. Yani Ramazan olsun. Mesela Ramazan'da Hristiyan olan birisi hiçbir şeyden sokakta bir şey yemez. Yememeye çok dikkat eder. Çocuklarına bunu anlatır. Çocuklar ufak yaştan itibaren buna dikkat ederler. Yani her türlü geleneğe, göreneğe saygı gösterilir. Karşılıklı olarak.
Dükkanlar yan yana. Mesela siftah ettikten sonra ‘benden değil yandaki komşudan al’ der. Onun kim olduğu önemli değil. Önemli olan komşunun siftah etmesi. Bahsettiğimiz medeniyet uzlaşması bizim oranın. Genlerinde var. Yani Hatay'ın kendisidir.
KADIN EMEĞİ KOOPERATİFLERİ
Hatay lezzetlerini yaşatan çok önemli kadın kooperatifleri var. Hatay, Antakya, Defne, Altınözü, Arsuz, Kırıkhan, Reyhanlı adı altında bu kadın kooperatifleri oradaki lezzetleri üretiyor ve Türkiye'ye pazarlıyorlar.
İstanbul'da da bu ürünleri tanıtan Antakya, Hatay adı altında lokantalarımız mevcuttur
KÜNEFE BİRİNCİ SIRADA
Bizim en çok sevindiğimiz şey; dünya üzerinde yapılan tatlı araştırmasında, Antep baklavası 5. sırayı aldı 100 ülke arasında. Hatay Antakya künefesi de birinci sırayı aldı.
Alanur Özalp: Hatay'da çok farklı lezzetler var ve insanlar turla oraya gittiklerinde de birkaç kilo almadan geri dönmüyorlar.
“BANA ÇİZMELERİMİ GİYDİRMEYİN”
Atatürk, Hatay konusundaki kararlılığını belgelemek için, hasta yatağından kalkar ve trenle Mersin'e kadar gelir. Oradan Fransızlara hala ayaktayız, çizmelerimi giydirmeyin der.
Kendisinin projelerinde Kerkük'ü de ülkeye katma planı vardı.
Işıklar içinde uyusun. Allah rahmet eylesin. Çok değerli bir liderimiz.
Alanur Özalp: Hatay Dayanışma Derneği için bize son birkaç cümlenizle alalım ve kapanışı yapalım.
Derneğimiz, 50. yılını bu sene idrak ediyor. 50 yıldır ayakta olan bir dernek. Kasım ayında üyelerimizle bir yemekle bunu anacağız.
DEPREMZEDE ÇALIŞMALARI
Aynı zamanda deprem çalışmalarına derneğimiz çok aktif katılmış ve gelen yardımları zamanında depremzedelere ulaştırmıştır ve bu çalışmalar hala sürmektedir ve depremzedeler hala yardım taleplerinde bulunuyorlar. Odun, yiyecek, sıkıntılar hala sürüyor.
Başaramadıklarımızı bağışçılardan talep ediyoruz. Aynı zamanda bu ailelerin anneleri babaları ölmüş öğrencilerimizin burs almaları yönünde de onlara yardımcı oluyoruz. Bağışçı onlara burs vermesini onaylıyorsa biz arada organizatör oluyoruz. Onların da İstanbul'da yalnız olmadıklarını hissettirmeye çalışıyoruz.
Neafoni / İstanbul
0 Yorum Yapılmış
Habere Yorum Yap
İLgili Haberler